Genel Bakış
Aslan ile Balık'ın ilk gerçeği, ikisinin ışıkla apayrı bir ilişki kurmasıdır. Aslan, Güneş'in yönettiği sabit ateştir: görünmek, parlamak, sahnenin ortasında tam olarak fark edilmek ister; ışığı dışa vurur, herkesin görmesini bekler. Balık ise Jüpiter ile Neptün'ün yönettiği değişken sudur: erimek, sınırlarını yitirmek, kalabalığın içinde sessizce kaybolmak ister; ışığı bir sise dönüştürür. Aralarındaki yüzelli derecelik açı da tam bunu söyler: ortak zemin yok gibidir, her adım yeniden bir ayar ister, çünkü biri gün ışığında, öteki suyun derininde yaşar. Ateş ile su bir araya gelince buhar olur, tutkulu ama uçucu. Aslan'ın gür sesi, Balık'ın fısıltıyla konuşan inceliğini bastırabilir; Balık'ın belirsizliği, Aslan'ın net çizgilerini bulandırabilir. Ama bu ikilinin ortak bir sığınağı vardır, ve orada bambaşka bir şey olur: hayal, sanat, romantizm. Aslan, Balık'ın biçimsiz rüyalarına bir form, bir ışık, bir sahne verir; Balık, Aslan'ın gösterisine bir ruh, bir derinlik, bir kutsallık katar. Aslan beşinci evi, yani yaratıcılığın ve öz ifadenin evini yönetir; Balık on ikinci evi, yani hayalin ve çözülmenin evini. İşte bu ikilinin sırrı budur: biri görünür kılar, öteki görünmezi hisseder, ve buluştukları yerde ham bir gösteri, ince bir sanata dönüşebilir.
Aşk ve Romantizm
Aşkta Aslan ile Balık, ikisi de zodyağın en romantik yüreklerinden olduğu için, birbirini ilk anda tanıyan bir tutku üretir. Aslan aşkı bir törene çevirir: mum ışığı, el yazısı notlar, herkesin önünde edilen o büyük ilan. Balık ise aşkta erir; kendini bir nehrin denize karışması gibi verir, benlik ile sevgili arasındaki sınır incelir, kimi zaman büsbütün kaybolur. Balık, Aslan'a hayran hayran bakar, onu bir kahraman, bir ışık gibi yüceltir, ve bu tapınma Aslan'ın en sevdiği şeydir, çünkü ateşi övgüyle beslenir. Ama burada ince bir hüzün gizlidir. Aslan'ın en derin açlığı tapınma değil, doğru görülmektir: kusurları ve korkularıyla, gerçekte olduğu gibi. Balık ise çoğu zaman gerçek Aslan'ı değil, kendi hayalinde büyüttüğü idealize bir Aslan'ı sever, ve bu, sisin üstüne kurulmuş bir hayranlıktır, net bir tanıma değil. Aslan sahne ışığı ister; Balık o ışığı bir rüyaya çevirir. Bir de suyun ateşi söndürme tehlikesi vardır: Balık'ın belirsizliği, kararsızlığı, sınır koyamayan verişi, Aslan'ın net ve gür doğasını yorabilir; Aslan'ın gösterisi de Balık'ı içine kapanmaya itebilir. Bu aşkın yürümesi, Balık'ın Aslan'ı gerçekten görmeyi, Aslan'ın da Balık'ın sessiz sevgisini alkış beklemeden almayı öğrenmesine bağlıdır.
Arkadaşlık
Dostlukta Aslan ile Balık, çoğu zaman yaratıcı bir kıvılcım etrafında buluşur. İkisi de güzelliğe, hayale, sanata çekilir; biri sahneyi kurar, öteki o sahnenin ruhunu fısıldar. Aslan, dostunu kanatlarının altına alır, cömertliğini dolup taşan bir bardaktan akan su gibi sunar, ezilenin yanında bedenini koyar; Balık ise sınırsız empatisiyle, dostunun söylemediği acıyı bile sezer, yargılamadan kabul eder. Biri koruyucu bir ışık, öteki iyileştiren bir su olur. Ama iki farklı doğa aynı yerde, sürtünme de kaçınılmazdır. Aslan görülmek, tanınmak, hakkının alenen verilmesini ister; Balık ise sevgisini görünmez bir yerden, sessizce sunar, ve Aslan bazen bu sessiz verişte kendi ışığının yankısını bulamaz, ihmal edildiğini sanabilir. Balık ise Aslan'ın sürekli sahne isteğini, o gür enerjisini bazen fazla bulabilir, usulca geri çekilir. Yine de bu dostluk ikisine de bir şey öğretir: Aslan, Balık'a görünür olmanın, sahneye çıkmanın cesaretini; Balık, Aslan'a sevincin her zaman seyirci istemediğini, bazı güzelliklerin sessizce de yaşanabileceğini gösterir.
İletişim
Aslan ile Balık arasındaki iletişim, biri gür bir borazan, öteki uzaktan gelen bir ney sesi gibidir; ikisi de içten çalar ama aynı perdeden değil. Aslan doğrudan, coşkulu ve alenidir; inanç onun ana dilidir, henüz var olmayan bir geleceği başkalarına gördürür, ve konuştuğunda oda yavaşça onun etrafında dizilir. Balık ise duyguların dilini herkesten akıcı okur ama kendi ihtiyacını dile getirmekte zorlanır; çoğu şeyi söylemez, sezdirir, bir bakışın, bir sessizliğin altındaki asıl anlamı arar. İşte kopukluk buradan doğar. Aslan'ın yüksek, net sesi, Balık'ın ince fısıltısını duymadan bastırabilir; Balık'ın bulanık, üstü örtülü suskunluğu ise Aslan'ı çıldırtabilir, çünkü Aslan açık bir tanıma, gür bir karşılık bekler. Aslan bir eleştiriyi doğrudan benliğine saldırı sayıp sesini tümden keser; Balık ise sertlik karşısında büsbütün sisin içine çekilir. Biri sahnede kalır, öteki suya iner. İkisinin öğrenmesi gereken açıktır: Aslan sesini biraz alçaltıp ötekinin fısıltısını duymayı; Balık ise sezdirmek yerine, arada bir açıkça söylemeyi öğrenmelidir, çünkü ateş ile su, ancak birbirinin perdesine kulak verdiğinde bir ezgi olur.
Ortak Değerler
Değerler katında Aslan ile Balık, ikisi de kalpten yaşayan ama ayrı şeyleri yücelten iki insandır. Aslan için en yüksek değer cömertlik, görkem ve öz ifadedir; parayı, zamanı, dikkati bir strateji olarak değil, dolup taşan bir bardaktan akan su gibi verir, ve büyük jeste, deneyime, öz imgesine yakışan bir hayata harcar. Balık için ise değer şefkatte, maneviyatta, dokunduğu insanı sessizce iyileştirmede saklıdır; para nadiren bir amaçtır, onun için bir akış, bir araçtır. İkisi de küçüklükten, hesapçılıktan, bir hayatı daraltan cimrilikten iğrenir, ve bu ortak yürek genişliği aralarında derin bir anlayış kurar. Ama aynı yerde ortak bir kırılganlık da vardır. Aslan bolluğun gösterisini bolluğun gerçekliğiyle karıştırabilir; Balık ise Neptün'le örülü zihniyle faturayla, bütçeyle, somut ayrıntıyla pek anlaşamaz. İki cömert kalp bir araya gelince, görkemli bir hayat alttan şaşırtıcı biçimde ince akabilir. İkisine de yarayan strateji aynıdır: otomatik bir tasarruf düzeni, cömertliğe ayrılmış gerçek bir bütçe, ve gerekirse dürüst konuşan güvenilir bir el. Serpilen çiftler, cömertliklerinin güzelliğini korurken, o cömertliğe bir zemin kurmayı da öğrenebilenlerdir.
Güçlü Yönler
Aslan ile Balık'ın imza gücü, birbirinin en eksik yanını tamamlamalarıdır. Aslan güçlüdür ama bir gölge tarafı vardır: gururu, sertliği, kendini hep sahnede sanması. Balık, o gücün içine bir yumuşaklık, bir merhamet, bir derinlik sızdırır; Aslan'a, güçlü olmanın kırılgan olmayı dışlamadığını gösterir. Balık da hayal doludur ama bir gölge taşır: dağılması, sınır koyamaması, kendi ışığını hiç sahneye çıkarmaması. Aslan, o hayale bir form, bir cesaret, bir görünürlük kazandırır; Balık'a, güzel olan bir şeyin saklanmak zorunda olmadığını öğretir. En güçlü buluşmaları yaratıcılıktadır. Aslan'ın ateşi Balık'ın hayaliyle birleşince, ortaya ne kuru bir gösteri ne de biçimsiz bir rüya çıkar; ikisinin arasında bir yerde, hem parlak hem derin bir sanat doğar. Biri sahneyi kurar, öteki sahneye ruh üfler. Çevrelerindeki insanlara da nadir bir şey sunarlar: Aslan'ın cesareti Balık'ın şefkatiyle birleştiğinde, hem gören hem hisseden, hem koruyan hem iyileştiren bir sıcaklık oluşur, ve bu sıcaklığın altına giren herkes, hem görüldüğünü hem anlaşıldığını aynı anda hisseder.
Zorluklar
Aslan ile Balık'ın en derin sınavı, ikisinin birbirinden bunca farklı istemesidir. Aslan görünmek ister, alkış ister, ışığının fark edilmesini bekler; Balık ise erimek, kaybolmak, sessizce vermek ister. Bir sahne insanı ile bir sis insanı yan yana geldiğinde, biri sürekli spot ışığı ararken öteki gölgede kalmayı seçer, ve Aslan zamanla ihmal edildiğini, Balık ise gölgede ezildiğini hissedebilir. İkinci sınav ikisinin de kaçış biçimidir. Aslan güvensizliğe düştüğünde bir dram üretir, küçük bir hayal kırıklığını seyircili koca bir prodüksiyona çevirir; Balık ise zorluk dayanılmaz olunca bir hayale, bir rüyaya, başka bir dünyaya sığınır. Biri gürültüyle büyütür, öteki sessizce kaybolur, ve ikisi de tam o an ötekine en çok lazım olduğunda ulaşılmaz olabilir. Üçüncüsü sınırdır: Aslan'ın gururu ile Balık'ın sınır koyamayan verişi çarpıştığında, biri fazla yer kaplar, öteki büsbütün silinir. Mevlana'nın dediği gibi, ateş ile su düşman değildir, biri ısıtır öteki temizler; ama aynı kapta buluşmaları için, ateşin kısılmayı, suyun da bir kap içinde durmayı öğrenmesi gerekir.
Öğütler
Eğer bir Balık'la Aslansan, ya da bir Aslan'la Balık, ilişkiniz kolay gelmeyecek, ama ikinizin ortak sığınağı, o hayal ve sanat dünyası, size çoğu çiftin bulamadığı bir güzellik verecek. Aslan, sesini bir an alçalt; Balık'ın seni fısıltıyla sevdiğini, sessiz jestlerinde koca bir okyanus taşıdığını öğren, ve onu kendi hayalindeki kahraman gibi değil, gerçekte olduğu gibi, incecik ve derin haliyle görmeye çalış. Balık, sen de gölgede kalmayı bırak; ara sıra sahneye çık, ihtiyacını sezdirmek yerine açıkça söyle, çünkü Aslan net bir sözü her zaman duyar, ama sisi okuyamaz. Birbirinizi gerçekten görün: Aslan, alkış beklemeden sevmeyi; Balık, silinmeden sevmeyi öğrensin. Cömertliğinize bir zemin kurun, çünkü iki eli açık kalp, bir düzen olmadan görkemli hayatın içini boşaltabilir. Yunus Emre "Sevelim, sevilelim" demiş; ateşin ışığıyla suyun sisi, ancak biri ötekini olduğu gibi görmeyi öğrendiğinde, gerçek bir sanata dönüşür.