Genel Bakış
Yengeç ile Aslan gökyüzünde omuz omuza durur, ama iki ayrı dünyanın kapısını tutar. Astrolojide bu ikisi özeldir, çünkü zodyağın iki büyük ışığını yönetirler: Yengeç'in ardında Ay, yani gecenin, hafızanın ve içe dönük sevginin ışığı; Aslan'ın ardında Güneş, yani gündüzün, sahnenin ve kendini ortaya koymanın ışığı. Bir burç aralık, yani yarım sekstil, komşu olmanın o tuhaf yakınlığını verir: aynı sokakta oturur ama farklı dilde konuşurlar. Yengeç öncü sudur, duyguyla harekete geçen, sofrayı kuran, kapıyı ilk açan. Aslan sabit ateştir, yerinde duran, yıllarca yanan, ışığını bir kez yaktığında kolay kolay söndürmeyen. Yengeç sıcaklığı ocaktan verir, mutfaktan, kimsenin görmediği yerden; Aslan sıcaklığı meydandan, herkesin gördüğü yerden. İşte bu çiftin sırrı: biri evin içini ısıtır, öteki bütün odayı aydınlatır, ve doğru kurulduğunda bir ev hem sıcak hem aydınlık olur.
Aşk ve Romantizm
Aşkta Yengeç ile Aslan, ilk bakışta birbirine ait iki farklı sevgi dili taşır. Ay'ın çocuğu Yengeç, sevdiğine söz değil liman sunar: sormadan kaynatılan çorba, gün gün hatırlanan yıldönümü, hasta yatağının başında geçen gece. Güneş'in çocuğu Aslan ise aşkı bir tören gibi yaşar: yüksek sesle edilen ilan, herkesin önünde yapılan büyük jest, mum ışığı. Yengeç'in derin ihtiyacı duygusal tutarlılıktır, ruh halleri değiştiğinde kaybolmayan bir yoldaş; Aslan'ın derin ihtiyacı doğru görülmektir, kusurlarıyla beraber sevilmek. Burada gizli bir alışveriş başlar: Yengeç'in sabırlı, koşulsuz bakımı Aslan'ın hep aradığı o sarsılmaz güveni verir; Aslan'ın cömert sıcaklığı ise Yengeç'in kabuğunu usulca açar. Gölge, Yengeç incinip sessizce geri çekildiğinde ve Aslan bu geri çekilmeyi ilgisizlik sanıp gösteriye kaçtığında gelir. Biri usulca kapanır, öteki yüksek sesle çağırır, ve ikisi de yanlış frekanstan seslenir.
Arkadaşlık
Arkadaşlıkta bu ikili şaşırtıcı biçimde birbirini tamamlar, çünkü rolleri çakışmaz. Aslan grubun güneşidir: buluşmaları toplayan, doğum günlerini kutlayan, herkese bir akşamlığına odanın en özel insanı olduğunu hissettiren kişi. Yengeç ise grubun sofrasıdır: dostların derdini hatırlayan, kimsenin sormadığı soruyu soran, zor günde sessizce yanına oturan kişi. Aslan ışığı verir, Yengeç sıcaklığı; biri kalabalığı toplar, öteki o kalabalığın içindeki yalnızı fark eder. Sadakatleri de farklı damardan akar ama aynı derinliktedir: Aslan dostunu herkesin önünde kükreyerek savunur, Yengeç ise kimse görmeden arkasında durur. Sürtünme, Yengeç Aslan'ın sürekli sahne ihtiyacını yorucu bulduğunda, ya da Aslan Yengeç'in değişken ruh hallerini okuyamayıp alındığında çıkar. Uzun süren dostluk, Aslan'ın bazen ışıkları kısıp dinlemeyi, Yengeç'in de sitemini yutmak yerine açıkça söylemeyi öğrendiği dostluktur.
İletişim
Yengeç ile Aslan'ın iletişimi iki ayrı tabiattan doğar, ve asıl mesele bu farkı görmektir. Aslan doğrudan konuşur, coşkuyla, alenen; hissettiğini yüksek sesle söyler ve bir odaya girdiğinde söz onun etrafında dizilir. Yengeç ise sevgisini yengecin yürüyüşü gibi yandan getirir: "seni seviyorum" demek yerine tabağa en güzel lokmayı koyar, üşüyeni görüp omzuna şal atar. Aslan sözü sever, Yengeç eylemi; biri hislerini ilan eder, öteki gösterir. Buradaki tuzak, ikisinin de aynı yerinden yaralanması ama farklı biçimde tepki vermesidir. Aslan bir eleştiriyi doğrudan benliğine saldırı sayar ve sesini keser; Yengeç incindiğinde bağırmaz, usulca kabuğuna çekilir. Böylece bir kırgınlık anında biri susar, öteki geri çekilir, ve oda sessizliğin iki ayrı türüyle dolar. Çözüm zamanlamada gizli: Aslan'ın övgüye değil dürüst ve sıcak bir sözle görülmeye, Yengeç'in ise kabuğuna çekilmeden önce derdini açıkça söylemeye ihtiyacı vardır.
Ortak Değerler
Bütün o yüzey farkının altında Yengeç ile Aslan derin bir değerde buluşur: ikisi için de sevgi hayatın merkezidir, kariyer ya da statü değil. İkisi de sadakati kutsar, ikisi de seçtiği insanlar için gözünü kırpmadan bedel öder. Ama sevgiyi neye harcadıkları farklıdır, ve bu fark Ay ile Güneş arasındaki farktır. Yengeç değeri güvenlikte arar: kalın bir çatı, kötü günü atlatacak bir birikim, henüz doğmamış torunlar için bile ayrılan pay. Aslan ise değeri parıltıda arar: yaşanmış deneyim, cömert jest, bir hayatı hatırlanır kılan büyük an. Yengeç yarını korur, Aslan bugünü yaşar. Kendi başına Yengeç o kadar tedbirli olabilir ki hayatı yaşamayı unutur; Aslan ise o kadar cömert olabilir ki yarını hiç düşünmez. Birlikte tam bir denge kurabilirler: biri kabı doldurur, öteki içmeyi hatırlatır, yeter ki ötekinin önceliğini bir eksiklik değil, kendi eksik yarısı olarak okusunlar.
Güçlü Yönler
Bu çiftin imza gücü, birbirinin eksiğini tam da doğru yerden doldurmalarıdır. Aslan'ın en derin açlığı koşulsuz görülmektir, ve Yengeç bunu dünyada en iyi veren burçtur: dalkavukluk değil, gerçek ve sabırlı bir ilgi. Yengeç'in en derin ihtiyacı güvende hissetmektir, ve Aslan'ın sarsılmaz sadakati ona tam bir kale sunar; sabit ateş bir kez bağlandığında geri adım atmaz. Yengeç, Aslan'a gösteri yapmadan da sevilebileceğini öğretir; Aslan, Yengeç'e kabuğundan çıkmanın tehlikeli değil, ışıklı olabileceğini. Ev kurmakta da eşsiz bir ikili olurlar: Yengeç yuvanın kalbini örer, sıcaklığı ve hafızayı; Aslan onu şenlendirir, misafiri, sofrayı, kutlamayı getirir. İkisinin birlikte kurduğu ev, hem içeriye sığınılacak kadar sıcak hem de dışarıdan görülecek kadar aydınlıktır. En yalın güçleri ise şudur: ikisi de sevmekten korkmaz, ve sevdiğini tüm benliğiyle sever.
Zorluklar
En derin sınav görünürlük ve tempo farkında saklıdır. Aslan görülmeye ihtiyaç duyar, ışığın üstüne düşmesini ister, ve bunu utanmadan söyler. Yengeç ise sevgisini gölgede vermeyi yeğler, sahneden ürker, ve ilgi istediğinde bunu açıkça değil, sitemle ima eder. Böylece Aslan sürekli sahnede parlarken Yengeç kenarda sessizce beklemekten yorulabilir, ya da Aslan Yengeç'in içine kapanışını soğukluk sanıp incinebilir. İkinci sınav, kırgınlık dilinin farklılığıdır. Aslan patlar, gösterir, öfkesini yüksek sesle boşaltır ve çabuk unutur; Yengeç ise sessizce çekilir, yarayı içeride tutar, ve o kusursuz hafızasında günlerce saklar. Biri gürler ve geçer, öteki susar ve biriktirir, ve ikisi de ötekinin ritmini yanlış okur. En sessiz sınav ise ikisinin de gururlu oluşudur: Aslan gururunu tahtından, Yengeç kabuğundan alır, ve ilk eli uzatmak ikisine de zor gelir. Mevlana'nın dediği gibi, yara ışığın girdiği yerdir; ama o ışığın girmesi için önce birinin kapıyı aralaması gerekir.
Öğütler
Eğer bir Aslan'la Yengeç'sen, ya da bir Yengeç'le Aslan, en büyük emeğin iki ayrı sıcaklığı aynı ocakta buluşturmakta. Farkı bir kusur değil, iki ayrı dil olarak gör: Aslan'ın sahnesi Yengeç'in liman kurmasını engellemez, Yengeç'in sessizliği de Aslan'ın ışığını kısmaz, yeter ki ikisi de ötekinin diline kulak versin. Aslan, sevginin her zaman alkışla ölçülmediğini öğren; Yengeç'in sana verdiği o sessiz, gösterisiz bakım, en gürültülü övgüden daha sağlamdır. Yengeç, incindiğinde kabuğuna çekilmeden önce derdini açıkça söyle; Aslan zihin okuyamaz, ve senin sessizliğini ilgisizlik sanır. Övgüyü esirgemeyin birbirinizden: Aslan'ın buna açıkça, Yengeç'in ise gizliden gizliye ihtiyacı var. Ve ilgi meselesini erkenden konuşun; kim ne zaman sahnede, kim ne zaman kucakta olacak, bunu açıkça paylaşın ki kimse kenarda unutulmuş hissetmesin. Yunus Emre "Sevelim, sevilelim" demiş; bu iki ışığın bütün marifeti de, birinin ışığını öteki için kısmayı, ama hiç söndürmemeyi öğrenmektir.