Genel Bakış
Aslan ile Başak'ın ilk gerçeği şudur: aynı sokakta otururlar ama pencereleri farklı yöne bakar. Çarkta yan yana dururlar, aralarında yarım sekstilin o bir burçluk komşu mesafesi vardır: ne düşman ne tam dost, birbirini duyan ama aynı dili konuşmayan iki ev. Aslan ateşin sabit burcudur, Güneş'in yönettiği; bir odaya girdiğinde oda usulca onun etrafında dizilir, çünkü onun ana dili görünmek, parlamak, sevinci herkesle paylaşmaktır. Başak ise toprağın değişken burcudur, Merkür'ün yönettiği; ama buradaki Merkür haberci değil, zanaatkardır: buğdayı samandan ayıran el gibi gürültüden işareti, süsten özü ayıklar. Aslan beşinci evi taşır, sahnenin ve öz ifadenin evini; Başak altıncı evi, işin, hizmetin, günlük emeğin evini. Biri sahnede alkış toplar, öteki kuliste dikişi düzeltir, ışığı ayarlar, oyunun gerçekten sağlam durmasını sağlar. Bunu somut bir işte düşün: Aslan büyük bir fikri coşkuyla anlatır, herkesi ateşler, sahneyi kurar; Başak ise bir köşede oturmuş, o fikrin tutmayan yerini çoktan görmüştür, ve usulca "şurası eksik" der. Aslan bunu bir hakaret gibi duyar, çünkü işe yönelik en yumuşak eleştiriyi bile benliğine saldırı sayar; Başak ise şaşırır, çünkü o sadece işi kurtarmaya çalışmıştır. Güneş görünmek ister, Merkür'ün toprak yüzü ise kusursuz olmak; ikisi de haklıdır ama dilleri terstir.
Aşk ve Romantizm
Aşkta Aslan ile Başak, bambaşka iki sevgi dilini masaya getirir, ve mesele bu iki dili birbirine çevirebilmektir. Aslan aşkın en tiyatral yoldaşıdır: mum ışığı, el yazısı not, herkesin önünde edilen ilan, yüksek sesle söylenen hayranlık. Övgüden yoksun bir Aslan, oksijeni kesilmiş bir ateş gibi usulca soğur. Başak ise sevgisini gösteriyle değil, çoğu insanın hiç saymadığı binlerce küçük işte söyler: tam sevdiğin kıvamda demlenmiş çay, hasta olduğun gün başucuna bırakılmış ilaç, sen fark etmeden halledilmiş bir dert. Gerilim buradan doğar. Aslan sözle, ilanla sevilmek ister; Başak ise sevgiyi eylemle kurar, ve "seni seviyorum" demeyi çoğu zaman atlar, çünkü ona göre yaptığı her şey zaten bunu söylüyordur. Aslan bu sessiz emeği bazen görmez, alkış bekler ama çorbayı fark etmez; Başak ise Aslan'ın gösterisini bazen fazla, hatta savurgan bulur. Bir de Başak'ın o eski huyu var: sevgiyi bir düzeltme projesine çevirmek, sevdiğini onarmaya kalkmak, ve bu, dünyada en çok tam olduğu haliyle görülmek isteyen Aslan'ı derinden yaralar. İyi giden bir bağda ise Aslan Başak'a görünmeyi, Başak Aslan'a görmeyi öğretir: biri "emeğini gördüm" demeyi, öteki "olduğun gibi harikasın, onarılacak bir şey değilsin" demeyi.
Arkadaşlık
Dostlukta bu ikili şaşırtıcı biçimde iyi tamamlanır, çünkü biri başlatan, öteki tamamlayan olur. Aslan ortamın kalbidir: buluşmaya ev sahipliği eden, herkesi bir araya toplayan, ortama can veren kişi. Başak ise sessiz omurgadır: kimse istemeden detayı düşünen, rezervasyonu yapan, unutulanı hatırlatan, işleri gerçekten yürüten el. Aslan bir maceranın ateşini yakar, Başak o maceranın ayakta kalması için gereken görünmez emeği verir. Aslan Başak'a hayatın sadece bir yapılacaklar listesi olmadığını, kutlamanın, oyunun, kendini göstermenin de bir değer olduğunu gösterir; onun o acımasız iç eleştirmenine bir parça güneş düşürür. Başak ise Aslan'a görkemli bir fikrin altını dolduran küçük gerçekleri, sabrı, tutarlılığı armağan eder. Aralarındaki dostluk, birinin ışığı ile ötekinin emeğinin, kimse üstünlük iddia etmeden yan yana durmasıyla büyür.
İletişim
Aslan ile Başak'ın iletişimi iki ayrı ritmin, iki ayrı önceliğin buluşmasıdır. Aslan doğrudan, coşkulu ve alenidir; inanç onun ana dilidir, henüz var olmayan bir geleceği başkalarına gördürür. Başak ise az söyler, çok yapar; onun için dikkat bir sevgi biçimidir, ayrıntı ise ilgilenmenin ta kendisi. En sık düğüm eleştiride atılır. Başak bir odaya girer girmez gözden kaçan çatlağı görür ve söyler, çünkü onu düzeltmek istemesi ilgisinin işaretidir; ama Aslan en küçük düzeltmeyi bile benliğine saldırı olarak kaydeder, ve eleştiri karşısında sesini tümden keser. Böylece Başak'ın iyi niyetli, teknik bir uyarısı, Aslan'ın gururunda derin bir yara açabilir. Ters yönde de bir sorun var: Başak güvensizliğini doğrudan söyleyemeyince kaygısını eleştiri kılığına sokar, ve Aslan'ın küçük bir kusurunu büyütür. Köprü şudur: Başak düzeltmesini Aslan'ın değerini önce görünür kılarak versin, "bunu sen yaptın, harika, sadece şu ince nokta" desin; Aslan ise Başak'ın eleştirisinin ardında çoğu zaman bir hakaret değil, işi ve onu koruma çabası olduğunu görmeyi öğrensin.
Ortak Değerler
Değerler katında bu ikisi farklı şeye tapar ama birbirini tamamlayabilir. Aslan cömertliğe, görkeme, büyük jeste değer verir; parayı bir bardaktan taşan su gibi verir, deneyime ve öz imgesine yakışan bir hayata harcar. Başak ise ölçüye, tutarlılığa, sağlam emeğe değer verir; zodyağın en iyi bütçe yapanıdır, altı markayı araştırır, indirimi bekler, küçük ve düzenli adımla bileşik bir değer üretir. Aslan bolluğun gösterisini sever, Başak bolluğun disiplinini. İlk bakışta çatışan bu iki tutum aslında birbirinin eksiğini kapatır. Aslan Başak'a, hesap dolu olsa bile dinmeyen o para kaygısını bir yana bırakıp bazen sırf sevinç için harcamanın da bir hayat olduğunu; Başak Aslan'a, bolluğun gösterisi ile bolluğun gerçekliğinin farklı şeyler olduğunu, görkemli bir hayatın altında sağlam bir yapı olması gerektiğini öğretir. Biri sofrayı şenlendirir, öteki kileri doldurur.
Güçlü Yönler
Bu çiftin imza gücü, vizyon ile zanaatı birleştirebilmeleridir. Aslan büyük fikri, cesareti, insanları ateşleyen inancı taşır; Başak o fikri gerçekten sağlam kılan detayı, tutarlılığı, kusursuz işçiliği. Biri sahneyi kurar, öteki sahnenin çökmemesini sağlar, ve tek başına eksik kalan her biri ötekiyle bütünlenir. Aslan Başak'a sıcaklık taşır, o acımasız iç eleştirmenini yumuşatır, ona kendi emeğinin de kutlanmaya değer olduğunu gösterir. Başak Aslan'a sağlamlık taşır, o görkemli ama bazen dağınık vizyona ayakları yere basan bir düzen verir, parlak bir anı yıllara dayanan bir yapıya çevirir. Ayrı ayrı biri fazla gösterişli, öteki fazla mütevazı kalabilir; birlikte, Aslan'ın ışığı ile Başak'ın emeği hem göz alan hem sağlam duran bir bütün kurar.
Zorluklar
En derin sınav, bu ikisinin değeri farklı yerde aramasıdır. Aslan değerini görünürlükte, alkışta, tanınmada bulur; Başak ise emekte, kusursuzlukta, işin doğru yapılmasında. Yarım sekstilin komşu gerilimi tam burada işler: ikisi de haklıdır ama öncelikleri terstir, ve bu ters öncelik her gün küçük bir sürtünme üretir. Başak'ın acımasız iç eleştirmeni dışa döndüğünde Aslan'ın gururuna dokunur; Aslan'ın küçük bir derdi seyircili bir dramaya döndüğünde Başak bunu gereksiz bir gürültü, bir israf sayar. Biri fazla ışık ister, öteki fazla sessizlik. Bir de takdir yarası var: Başak görünmez emeğinin görülmesini bekler ama söylemez, Aslan ise kendi sahnesine öyle dalar ki o sessiz emeği fark etmeyi unutabilir; ve fark edilmeyen Başak, kırgınlığını patlatmaz, sızdırır, içeride bir liste gibi biriktirir. Aslan ise Başak'ın soğuk sessizliğini sevgisizlik sanır. Bağlarını ayakta tutan şey, birinin ışığına ötekinin emeğinin, açıkça ve sık sık değer vermesidir.
Öğütler
Bir Aslan'la Başaksan, ya da bir Başak'la Aslan, işiniz birbirinizi değiştirmek değil, iki ayrı sevgi dilini birbirine çevirmek. Aslan, Başak'ın eleştirisini bir saldırı gibi duyma; o çatlağı gösteren el, çoğu zaman seni değil işini koruyor, ve o sessiz emeği "gördüm, bunu sen yaptın, teşekkür ederim" diye açıkça saymayı öğren, çünkü Başak'ın gönlündeki o sessiz düğümü çözen tek cümle budur. Başak, Aslan'ın gösterisini savurganlık, gururunu şımarıklık sanma; onun alkışa ihtiyacı gerçek, ve düzeltmeni verirken önce değerini görünür kıl, sonra ince noktayı ekle, çünkü Güneş yönetimli bir kalp, önce sevildiğinden emin olursa her uyarıyı kaldırabilir. Somut bir alışkanlık kurun: haftada bir Aslan, Başak'ın o hafta sessizce yaptığı üç işi adıyla saysın; Başak da Aslan'ın bir işini, eleştiri katmadan, sadece "bu harikaydı" diye kutlasın. Biri görmeyi, öteki görünmeyi prova etsin. Mevlana ne demiş: "Kimse bilmez, kim aşık, kim maşuk." Bu ikilinin sırrı da orada: biri ışığını verirken öteki o ışığın sağlam durmasını sağlar, ve hangisinin daha çok verdiğini saymak imkansızlaşır.