Genel Bakış
Boğa ile İkizler çarkta yan yana durur, ve komşu olmak çoğu zaman sanıldığından zordur. Aralarındaki açı yarım altıgendir, yani astrologların sınır açısı dediği o tuhaf mesafe: ne uzak ne yakın, ne yabancı ne tanıdık, sürekli küçük bir ayar isteyen. Çoğu çift element farkını bir kez çevirmeyi öğrenir ve rahatlar; Boğa ile İkizler bunu her gün yeniden yapar, çünkü konuştukları diller temelden ayrıdır. Boğa topraktır: ağır, somut, köküyle bilen. İkizler havadır: hızlı, soyut, zihniyle uçan. Toprak rüzgarı tutamaz, rüzgar da toprağı sürükleyemez, ve ikisi bir araya geldiğinde ortaya çıkan şey ne bir kavga ne bir kucaklaşmadır, daha çok inatçı bir meraktır: bu öteki nasıl böyle yaşayabiliyor. Boğa bir kanepeye karar vermek için ayları harcar ama o kanepeyi on beş yıl kullanır; İkizler aynı sürede on fikir, üç ilgi, beş yeni tanışıklık değiştirir, ve yan yana durunca biri ötekine hem hayran hem şaşkın bakar.
Modaliteleri de zıttır. Boğa sabittir, bir ocak gibi yavaş ve sürekli yanar, başladığı yerde durmayı sever. İkizler değişkendir, baharın bittiği yazın başlamadığı o geçiş aralığında doğmuştur, ve ömrü boyunca o arada olma halini taşır. Biri kalmak için, öteki gitmek için yaratılmıştır. Ama altta, çoğu çiftin hiç fark etmediği bir akrabalık var. Boğa ikinci evi yönetir, yani sahipliğin, bedenin, neyim var sorusunun evini; İkizler üçüncü evi, yani zihnin, sözün, ne biliyorum sorusunun evini. Doğal çarkta İkizler hemen Boğa'dan sonra gelir, ve bu sıralama bir sır taşır: insan önce sağlam bir taban kurar, sonra zihni o tabanın üstünden dışarı uzanıp dünyayla bağ kurar. Boğa, İkizler'e üstünde durabileceği bir zemin verir; İkizler, Boğa'ya kapalı evinden bakacağı bir pencere. Yarım altıgenin bütün meselesi budur: birbirine benzemeyen iki insanın, tam da benzemedikleri için birbirini tamamlayabilmesi.
Aşk ve Romantizm
Aşkta Boğa ile İkizler, birbirinin hız ölçeğini şaşırtan iki insandır. Boğa sevgiyi bir mevsim gibi yaşar: önce toprak hazırlanır, sonra tohum atılır, sonra sabırla beklenir, ve bir kez gönlünü verdiğinde o bağlılık taşa kazınmış bir yemin kadar ağırdır. İkizler ise aşkı zihninde başlatır; onu bir sohbette zorlayabiliyor, bilmediği bir şey öğretebiliyorsan kalbinin yarısını çoktan kazanmışsındır, ama o kalp her sabah yeni bir soru ister. Boğa süreklilikten beslenir, İkizler tazelikten, ve ilk aylar tam da bu farkın büyüsüyle geçer: Boğa İkizin asla bitmeyen merakına hayran kalır, İkizler Boğa'nın o sarsılmaz sıcaklığında ilk kez dinlenebileceği bir yer bulur.
Gizli ilaç alışverişi şuradadır. İkizler'in en derin korkusu kavga değil, can sıkıntısıdır, ve Boğa'nın durağanlığı başka birine sıkıcı gelirken İkize huzur gibi gelir, çünkü o durağanlık kafese değil yuvaya benzer. Karşılığında İkizler, Boğa'nın en korktuğu şeyi, yani hayatın tek bir konfora gömülüp taşlaşmasını, sürekli yeni bir pencere açarak savar. Boğa İkize kök verir, İkizler Boğa'ya kanat. Boğa kur yaparken uzun pişirilmiş bir yemek, kasıtlı bir dokunuş, haftalarca düşünülmüş bir hediye sunar; İkizler ise bir sohbeti, kapalı bir göndermeyi, gece yarısına dek süren bir fikir alışverişini armağan eder. Biri tenle, öteki sözle sever, ve doğru anı bulduklarında bu iki ayrı dil aynı sevgiyi söyler.
Gölge de aynı farktan doğar. Boğa sevgiyi sahiplenmekle karıştırır, ikinci evin benim olan duygusu onu sıkı sıkı tutmaya iter; oysa İkizler tutulmaktan değil, sıkışmaktan kaçar, ve avuç ne kadar kapanırsa o kadar uzaklaşır. Boğa İkizin değişkenliğini bir güvensizlik gibi okur, bugün başka yarın başka diye için için kaygılanır. İkizler ise Boğa'nın ağırlığını bir duvar gibi hisseder, beni olduğum yerde dondurmak istiyor diye boğulur. Mevlana'nın o sözü tam ikisi için yazılmış gibidir: sevgi kanatları olan bir kuştur, kafese koyarsan ölür. Bu çiftin asıl sınavı, Boğa'nın açık elle sevmeyi, İkizin de bir yere gönüllüce dönmeyi aynı anda öğrenmesidir.
Arkadaşlık
Arkadaşlıkta Boğa ile İkizler şaşırtıcı bir uyum yakalayabilir, yeter ki ritim farkını bir kusur değil bir anlaşma olarak görsünler. Boğa dost, zodyağın güvenli limanıdır: her gün mesaj atmaz, bazen üç hafta tek kelime etmez, ama Salı gecesi işini kaybettiğini yazdığında kapında şarapla, sağlam bir tavsiyeyle ve serilmiş temiz çarşaflarla beliren odur. İkizler dost ise grubun merkez sinir sistemidir: herkesi tanır, seni hayatını değiştirecek insanla tanıştırır, ve onun yakınlığı patlamalarla çalışır, yoğun bir hafta, sonra bir sessizlik, sonra yine yoğun bir yakınlık.
İlginç olan, ikisinin de aynı kapı resmini taşımasıdır. Boğa ben yerimdeyim, ne zaman istersen gel der; İkizler ben gider gelirim, ama döndüğümde kapını açık bul der. Boğa'nın sabit varlığı tam da İkizin ihtiyaç duyduğu o asla kilitlenmeyen kapıdır, ve İkizin gittiği her yerden taşıdığı hikayeler, fikirler, yeni tanışıklıklar da Boğa'nın bazen fazla kapanan dünyasına açılan birer pencere olur. Biri çapayı tutar, öteki ufku getirir. Boğa dostluğa girince tam girer, yarım sevmeyi bilmez; İkizler ise yüz tanıdığının arasında içini döktüğü birkaç kişiyi gizlice çok kıymetli tutar. İkisi de azı seçer, ama biri azı yıllarla ölçer, öteki derinlikle.
Sürtünme, sevginin nasıl ölçüldüğü üstünedir. Boğa yakınlığı düzenli temasla, yan yana oturmakla, sık uğramakla ölçer; İkizler ise üç hafta sessiz kalıp sonra hiç kesilmemiş gibi kaldığı yerden devam edebilir. Boğa bu sessizliği bir soğukluk, hatta bir terk ediş gibi okuyabilir, oysa İkizin zihni sadece başka bir dünyaya dalmıştır ve Boğa'yı tam bıraktığı yerde bulacağına emindir. Boğa İkize, bir dostluğun her gün sulanması gerekmediğini, ama köklü olduğunda yıllarca dayandığını yavaşça gösterir. İkizler ise Boğa'ya, bir bağın değişmeden de canlı kalabileceğini, dostun büyümesinin bir ihanet değil bir armağan olduğunu öğretir. Yunus Emre'nin dediği gibi, bir kez gönül yıkmamak yeter; ve bu ikili, ritmini birbirine zorla uydurmaya çalışmadığı sürece, onlarca yıl birbirini taşıyabilir.
İletişim
İletişim, Boğa ile İkizin hem en çok çarpıştığı hem de birbirini en çok iyileştirebileceği alandır, çünkü ikisi de bedeninde sözle ilgili bir kapı taşır, ama o kapıları bambaşka çalıştırır. Boğa boğazı, ses tellerini, sesin kurulduğu yeri yönetir; ama aynı yer, söylenmeyen sözlerin, yutulan öfkelerin biriktiği yerdir de. Boğa konuşmadan önce tartar, geç ve az konuşur, ve içine attığı her söz zamanla boğazında bir düğüm olur. İkizler ise dili, ciğerleri, sinir sistemini yönetir, yani sözün taşındığı bütün ağı. O konuşarak düşünür; cümlesi daha bitmeden bir sonrakini kurar, sessizliği bir boşluk sayıp anında doldurur.
İşte tempo burada en sert çarpışır. İkizler bir fikri saniyeler içinde söze döker, Boğa ise aynı fikri içine sindirmek için zamana ihtiyaç duyar, ve İkizin o hızlı akışı Boğa'ya bir sel gibi gelebilir: daha ilk cümleyi tartarken üçüncüsü gelir, ve Boğa konuşmaktansa susmayı seçer. İkizler bu sessizliği bir onaylama ya da bir küsme sanır, oysa Boğa hala ilk cümlenin başındadır. Tersinden, Boğa'nın o ağır, ölçülü konuşması İkize bir duvar gibi gelir, neden bir türlü açılmıyor diye huzursuzlanır. Oysa Boğa az konuştuğu için her sözü tartılmış ve sağlamdır, İkizler çok konuştuğu için her sözü canlı ve çeviktir; birinin derinliği ötekinin hızıyla buluşmayı öğrendiğinde, aynı sohbet hem doyurucu hem ferah olur.
Ama tam da burada birbirlerinin ilacıdır. İkizin en büyük gölgesi duyguyu yaşamak yerine onun hakkında konuşmaktır; Boğa'nın en büyük gölgesi ise duyguyu hiç söze dökmeden boğazında taşlaştırmaktır. Biri fazla konuşur, öteki fazla susar. İkizler Boğa'ya içindekini sesli söylemeyi, boğazdaki o taşı çözmeyi öğretir; Boğa İkize sözün bir ağırlığı olduğunu, bazen az ve doğru sözün bin lafı yendiğini, sessizliğin bir kaçış değil bir doluluk olabileceğini gösterir. Konuştuklarını değil, konuşma hızlarını uzlaştırmayı öğrendikleri gün, ikisi de daha önce hiç sahip olmadıkları bir dengeye kavuşur.
Ortak Değerler
Değerler katında Boğa ile İkizler, hayatın iki ayrı ucundan bakar, ve bu çiftin asıl olgunluğu birbirini bu farkta haklı çıkarmaya çalışmamaktan geçer. Boğa, ikinci evin efendisi olarak sahip olmaya, korumaya, kalıcı kılmaya değer verir. Onun için güzel bir şey yıllar ister: doğru dikilmiş bir zeytin ağacı gibi, bir kez kök saldı mı nesiller boyu ürün verir. İkizler ise üçüncü evin çocuğudur, ve onun değer verdiği şey sahip olmak değil, öğrenmek, bağ kurmak, dünyayı bir uçtan ötekine taşımaktır. Boğa neyim var diye sorar, İkizler ne biliyorum; biri tutmayı, öteki akmayı yüceltir. Yine de gizli bir ortak nokta var: ikisi de sahteliğe tahammül edemez. Boğa dürüstlüğü pohpohlamaya yeğler, İkizler merakı dogmaya, ve bu sahicilik sevgisi, bütün tempo farklarının altında sessizce onları birbirine bağlar.
Bu fark en somut haliyle parayla ilgili konularda görünür. Boğa zodyağın en sağlam servet ustalarından biridir, sabrı ve kalite gözü zamanla güven inşa eder, dolu bir kiler ona en güzel sözden çok huzur verir. İkizler ise geliri altı ayrı hobiye, üç yan projeye, unuttuğu bir aboneliğe dağıtır, çünkü dikkati rakamlarda değil fikirlerde durur. Bir araya geldiklerinde Boğa İkize bir zemin sunabilir, otomatik bir düzen, dağınıklığa teslim edilmeyen bir sistem; İkizler ise Boğa'ya, paranın bir amaç değil, deneyimi ve özgürlüğü satın alan bir araç olduğunu hatırlatabilir.
Altta gerçek bir felsefe farkı yatar. Boğa kalıcılığa inanır: iyi olan her şey yavaş olgunlaşır, ve sağlamlık değişmemekte saklıdır. İkizler çoğulluğa inanır: hiçbir doğru tek değildir, ve canlılık harekette saklıdır. İkisi de ötekinin değerini bir kusur sanmaya yatkındır, Boğa İkizin değişkenliğini yüzeysellik, İkizler Boğa'nın tutmasını cimrilik. Oysa İkizin dağınıklığı henüz ipe dizilmemiş incilerdir, Boğa'nın sahiplenmesi de kaybetme korkusundan örülmüş bir duvar. Serpilen çift, ötekinin felsefesini kendi felsefesinin bir düzeltmesi değil, eksik yarısı olarak okumayı öğrenir: köklenmek ve uçmak, aynı hayatın iki ayrı bilgeliğidir.
Güçlü Yönler
Boğa ile İkizin imza gücü, birbirinin tam da en zayıf yerini iyileştirmeleridir, ve bu, yarım altıgen gibi zorlu bir açıda nadir bir armağandır. İkizin en pahalı gölgesi tutarsızlıktır: başladığı her işin ilk yüzde sekseni göz kamaştırıcıdır, ama o sıkıcı son yüzde yirmi, yani bitiriş, çoğu zaman ona ulaşmaz. Boğa'nın imza erdemi tam da budur: başladığı işi bırakmaz, başkaları heyecanını yitirip dağılırken o aynı tezgahın başında durmaya devam eder. Tersinden, Boğa'nın en derin gölgesi durağanlıktır, kuş tüyü bir yatakta hiç uyanmadan yaşlanmak; İkizin doğal hediyesi ise harekettir, her şeye yeni bir pencere, taze bir soru, başka bir ufuk getirmek.
Birlikte bir üretim döngüsünün iki yarısını da kaparlar. İkizler tohumu serper: fikir, başlangıç, bağlantı, kıvılcım. Boğa toprağı işler: o tohumu sabırla sular, budar, kıvama getirir, ve başkalarının yarım bıraktığı yerde sonuna kadar götürür. Rüzgar tohumu taşır, toprak onu büyütür, ve ikisi olmadan ne ekin biter ne bahçe kurulur. İkizin dağınık parlaklığı Boğa'nın eliyle bir esere dönüşür, Boğa'nın sessiz emeği de İkizin getirdiği yeni fikirle taze kalır.
Daha derin bir güç de algıda yatar. Boğa dünyayı bedeniyle bilir: kumaşın dokusu, ekmeğin kokusu, ışığın düşüşü, tenin sıcaklığı. İkizler dünyayı zihniyle bilir: söz, fikir, bağlantı, anlam. Çoğu insan bunlardan yalnız birini iyi yapar; bu çift birlikteyken dünyayı tam genişliğinde algılar, hem bedenle hem zihinle. Boğa İkizin soyut fikirlerini duyuların somut zeminine indirir, bunu elle tutulur kıl der; İkizler Boğa'nın somut dünyasını fikre ve bağa yükseltir, bunu başkalarına anlat, dünyaya bağla der. Bir Boğa ile İkizin kurduğu sofra bunun en güzel kanıtıdır: Boğa lezzeti, dokuyu, sıcaklığı getirir, İkizler sohbeti, kahkahayı, fikir alışverişini, ve o masada hem beden hem zihin aynı anda doyar. Birbirinin eksik duyusunu açan iki insan, ayrı ayrı olabileceklerinden çok daha bütün bir hayatı birlikte kurar.
Zorluklar
Boğa ile İkizin en derin sınavı yapısaldır, ikisinin ne element ne modalite ne de yönetici gezegen paylaşmaması gerçeğine yazılıdır. Yarım altıgen, sürekli küçük bir ayar isteyen açıdır, ve bu çiftin günlük hayatı tam da o ayarın etrafında döner: tempo. Boğa yavaştır, sabittir, bir kararı altı ay düşünür ama on beş yıl taşır; İkizler hızlıdır, değişkendir, bir öğleden sonra üç fikir değiştirebilir ve hepsine içtenlikle inanır. Biri için ötekinin hızı bir savruluş, öteki için berikinin ağırlığı bir çıkmaz gibi gelir. Boğa için acele edilen her şey çatlar, çömlekçinin fazla zorladığı çamur gibi; İkizler için ise beklemek, akan bir nehrin durdurulması gibi sıkıntı verir, ve ikisi de ötekinin temposunu bir saygısızlık sanmaya yatkındır, oysa o sadece başka bir saatin sesidir.
İkinci sınav, ikisinin de orta noktadan kaçmasıdır, ama ters yönlere. Boğa baskı altında kök salar, geri adım atmayı bir yenilgi sayar ve yanlış bir yerde bile yıllarca direnir. İkizler ise baskı altında dağılır, bağlanmayı bir kapının kapanması gibi hisseder ve bir sonraki dönemece kaçar. Boğa İkize hiçbir şeyi sonuna kadar götürmüyorsun diye sitem eder; İkizler Boğa'ya hiç değişmiyorsun, olduğun yerde taşlaşıyorsun der. İkisi de bir noktada haklıdır, ve ikisi de ötekinin tam ortasında durmasını ister.
Üçüncü ve en sinsi sınav, güvenlik ile özgürlüğün çarpışmasıdır. Boğa öngörülebilir olanı ister, dünyanın ayağının altından kaymayacağına dair bir teminat; İkizler yeniyi ister, hiçbir kapının üstüne kilitlenmediği bir genişlik. Boğa sevdiğini sıkı tuttukça İkizler daha çok kaçar, İkizler kaçtıkça Boğa daha sıkı tutar, ve bu döngü ikisini de yorar. Mevlana'nın dediği gibi, sıkı tuttuğun kum avucundan en hızlı kayandır. Bir de duyguyu işleme farkı var: Boğa hissini boğazına atıp susar, İkizler hissini söze döküp yaşamaktan kaçar; biri fazla bastırır, öteki fazla anlatır, ve ikisi de çıplak duygunun yanında öylece oturmakta zorlanır. Bu çiftin yolu, birbirini kendi temposuna zorlamayı bırakıp, iki ayrı saatin aynı evde çalışabileceğini kabul etmekten geçer.
Öğütler
Eğer bir Boğa'yla İkizsen, ya da bir İkizle Boğa, ilişkiniz kendiliğinden akmayacak; o iki ayrı saatin aynı evde çalışmasını öğrenmek, bu eşleşmenin asıl emeğidir. İlk işiniz tempo farkını bir kusur değil bir gerçek olarak kabul etmek, ve ona gülebilmek. Boğa, İkizin değişkenliğini bir güvensizlik gibi okuma; o bugün başka yarın başka hali bir ihanet değil, dünyayı çok pencereden gören bir zihnin nefes alış biçimidir. Ona kanat ver, merakına saygı göster, ve onu olduğu yerde dondurmaya çalışma, çünkü İkizler bağlanmaktan değil sıkışmaktan kaçar. Sen tutmayı bilirsin; bu sefer açık elle tutmayı öğren.
İkizler, Boğa'nın ağırlığını bir kafes sanma; o ağırlık, senin ömrün boyunca aradığın o sabit zemin, dönülecek o asla kilitlenmeyen kapıdır. Sana sıkıcı gelen şeyi, yani onun durağanlığını, bir köke çevirmeyi öğren, çünkü senin asıl ödevin bir yerde derinleşmek, ve belki de o yer bu insandır. Boğa'ya varlık ver: söze değil, yanında oturmaya. Ona her akşam aynı eve döndüğünü göster, çünkü onun sevgisi temas ister.
Birlikte gerçek bir para düzeni kurun, otomatik ve sağlam, çünkü biriniz sistemi sevecek, öteki ona ihtiyaç duyacaktır; Boğa'nın sabrı İkizin dağınıklığını taşır, İkizin cömertliği de Boğa'nın elini açar. Ve en zor sanatı çalışın: konuşma hızınızı uzlaştırmayı. Boğa, içindekini boğazında taşlaştırmadan sesli söyle; İkizler, her sessizliği doldurmadan önce üç saniye bekle, çünkü öteki hala ilk cümlenin başında. Hatırlayın ki birinizin yavaşlığı bir tembellik değil, bir olgunlaştırma biçimidir; ötekinin hızı da bir kararsızlık değil, dünyayı çok yönden görme yeteneğidir. Bu ilişkide kazanan tek bir tempo yoktur, sırayla uyan iki saat vardır. Yunus Emre sevelim, sevilelim demiş; toprak ile rüzgarın bütün hüneri de, birbirini kendine benzetmeden, tam da farklı kaldıkları için sevmeyi öğrenmektir.