Kişilik Özellikleri
Terazi, zodyağın denge noktasıdır. Venüs yönetiminde öncü bir hava burcu olması şunu söyler: Terazi insanı hayata tek başına değil, daima bir başkasıyla bağ kurarak adım atar. 23 Eylül ile 22 Ekim arasında doğanlar bir odaya girdiğinde önce o odanın havasını okur. Hangi renk hangi renkle küsmüş, iki kişi arasındaki gerginlik nereden besleniyor, sofradaki o ince sessizlik kimi inciti, bunları kimse söylemeden sezerler. İki zıt görüşü aynı anda zihninde tutabilen, kimsenin görmeye yanaşmadığı ortak zemini bulup çıkaran doğuştan arabuluculardır.
O ünlü cazibe ve kararsızlığın altında, beklenmedik derecede sağlam bir ahlak pusulası yaşar. Terazi insanı terazilerle yönetilir ve o teraziler süs değildir. Aslan'ın inadıyla değil, mizanın sessiz ısrarıyla adalet ister. Haksızlığı gördüğünde içi rahat etmez, gece uykusu kaçar, ortada bir şeyin eğri durduğunu bedeniyle hisseder. Zodyağın tek cansız sembolü boşuna terazi değildir. Diğer burçlar bir hayvanla, bir insanla anlatılırken Terazi soyut bir ideali, adaletin kendisini taşır. İşte bu yüzden Terazi hem en uzlaşmacı hem de en prensipli burçtur. Yumuşak görünür ama bükülmez bir çekirdeği vardır.
Yaralı bir Terazi, zodyağın en zarif savaşçısıdır. Kavga etmez, ses yükseltmez, ama doğru bildiği o ince çizgiden zorla koparılamaz. Mevlana'nın söylediği gibi, terazi doğruyu tartmak için vardır, kendini ağırlaştırmak için değil. Terazi'nin bütün hayatı, dışarıdaki dengeyi kurarken içerideki dengeyi de kaybetmeme sanatıdır.
Aşk ve İlişkiler
Aşkta Terazi, zodyağın romantik idealistidir. Venüs'ün öz çocuğu olduğu için aşkı bir sanat gibi yaşar. Ruh eşine, iki insanın kendilerini kaybetmeden gerçekten bir olabilmesine yürekten inanır. Yedinci ev, yani evliliğin ve birebir ilişkinin evi, tam da Terazi'nin doğduğu yerdir. Kur yapması zariftir: doğru mekan, özenle seçilmiş bir şarkı, edebiyat gibi okunan bir mektup, iki tarafın da onurunu koruyan bir jest. Sevdiğini incelikle sarmalar.
Terazi bir partnerden zihinsel ve estetik bir eşitlik bekler. Fikir tartışabileceği, yanında yürürken içine sinen, zevki ve görgüsü olan biri. Övgüye ve uyuma aç bir burçtur, ama asıl açlığı görülmektir. İlişkideki en büyük zaafı, karşısındakiyle fazlaca eriyip kendi tercihlerini unutması, sonra da için için kırılmasıdır. "Sen ne istersen" diye diye bir gün aynaya bakıp kendini tanıyamaz hale gelebilir.
En sağlıklı Terazi aşkı, tek bir kişiliğe karışmış iki insanı değil, birbirini her sabah yeniden seçen iki ayrı insanı içerir. Mevlana'nın o sözü tam buraya düşer: gerçek birliktelik iki kişinin birbirinde kaybolması değil, birbirinde daha çok bulunmasıdır. Terazi sevgiyi sürdürmek için fedakarlığı bilir, ama kendini silmenin fedakarlık olmadığını, olsa olsa sessiz bir öfke biriktirmek olduğunu hayatın bir yerinde öğrenmek zorundadır. Ona "bu kararın bence yanlış" diyebilen ve ertesi sabah hala aynı sıcaklıkla bakabilen kişi, Terazi'nin yıllarca aradığı eştir. Çünkü o kişi, dürüstlüğün sevgiyi soğutmak zorunda olmadığını kanıtlamıştır.
Kariyer ve Finans
Terazi, estetik duyarlılığı, diplomatik zekayı ve birden çok bakış açısını aynı anda tutabilme yeteneğini ödüllendiren işlerde parlar. Hukuk, özellikle aile hukuku ve arabuluculuk; her tür tasarım, iç mimari, moda, grafik, kullanıcı deneyimi; diplomasi, insan kaynakları, sanat küratörlüğü, lüks perakende, etkinlik tasarımı, terapi, reklam, müzik prodüksiyonu. Güzelliği adaletle buluşturan her iş, Terazi'nin sahasıdır.
Profesyonel süper gücü bir odayı okumak ve herkesin duyulduğunu hissettiği bir uzlaşıyı dokumaktır. Bu, sanıldığından çok daha nadir ve çok daha değerli bir yetenektir. İnsanları karşı karşıya getirmeden, kimseyi ezmeden ortak bir çözüme taşır. Tıpkı bir halı dokur gibi, birbirine zıt renkleri aynı desende buluşturur.
Kariyerdeki gerçek tuzağı kararsızlıktır. Terazi seçenekleri öyle uzun tartar ki, bazen fırsat kapı önünde beklerken kaçıp gider. En başarılı Teraziler, hızlı karar verip sonra yol boyunca düzeltmeyi kendine öğretmiş olanlardır. Mükemmel kararı beklemek yerine iyi bir kararı hayata geçirip onu zamanla iyileştirenler.
Terazi'nin zorlandığı bir yer daha vardır: açıkça acımasız olmayı gerektiren işler. Birini işten çıkarmak zorunda kalan bir Terazi yönetici, o gece sabaha kadar uyuyamaz. Bu zayıflık değil, vicdanın fazla mesai yapmasıdır. Ama bu vicdan doğru kanala akıtılmazsa, zor kararları erteleterek herkese daha çok zarar verebilir. Olgun Terazi, bazen en adil şeyin nazik ama net bir "hayır" olduğunu öğrenir. Kibarlık bir kez net bir sınırla birleştiğinde, Terazi'nin diplomasisi gerçek bir liderliğe dönüşür.
Sağlık ve İyi Oluş
Terazi böbrekleri, beli, adrenal bezleri ve bedenin genel denge düzeneğini yönetir. Bu yüzden pek çok Terazi bel ağrısıyla, böbrek hassasiyetiyle, hormon dengesizlikleriyle ve fazla duygusal diplomasi taşımaktan gelen bir adrenal yorgunlukla tanışır. Beden de tıpkı ruh gibi, terazinin bir kefesi sürekli ağır bastığında isyan eder.
Venüs metabolizması güzeli ve tatlıyı arzular. Bu, kan şekeriyle onlarca yıl süren ince bir dansa dönüşebilir: tatlıya kaçış, ardından çöküş, sonra yeniden tatlı. En sağlıklı Terazi, bedeninin hem hazza hem de disipline ihtiyaç duyduğunu keşfedendir. Bir gün spa, ertesi gün ağırlık çalışması. Bir kadeh şarap, yanında bol su. Dinlenmek de hareket de. İkisinden birini tümden seçmek değil, ikisini terazide tutmak.
Terazi için en derin ilaç, insanlara "hayır" diyebilmektir. Çünkü her gereksiz "evet" adrenal bezlere yüklenen bir taştır. Sınır koymak, Terazi'nin öğrenmesi en zor ama en şifalı öz bakım biçimidir. Yoga, pilates, dans ve güzel manzaralarda yürüyüş bedeni hem hareket ettirir hem de estetik ihtiyacını doyurur. Toprağın mevsimlere uyduğu gibi, Terazi de gününe bir ritim kurduğunda bedeni o ritmin içinde dengesini yeniden bulur. Acele etmeden, çınarın büyüdüğü o sabırla. Görülen, sevilen ve adil bir hayat süren Terazi, denge düzeneğini en uzun yıllara taşıyan kişidir.
Güçlü Yönler
Terazi'nin güçlü yanları, ilk bakışta zarafet gibi görünüp aslında karakterin ta kendisi olan niteliklerdir. Başkalarının dokunamadığı çatışmaları çözen doğuştan arabuluculuk. Sıradan bir mekanı, sıradan bir anı güzelleştiren estetik el. Gerçekten adil bir zihin: Terazi bir tartışmada haklı çıkmaktan çok doğruyu bulmak ister.
Manipülasyona sapmadan çekici olmak. İnsanların nasıl düşündüğünü içten bir merakla anlamak. Karşıt iki tarafın arasına köprü kurabilmek, ki bu köprü çoğu zaman Terazi'nin kendi bedeninden geçer. Nazik bir ev sahibi ve nazik bir misafir olmak. Güzelliği kendi hatırı için, kibirsizce onurlandırmak. Her görüşün birden fazla yüzünü görebilmek.
Ama Terazi'nin en derin gücü bütün bunların altında yatar: insanlara, kendilerini tartılmış ve adil bulunmuş hissettirmek. Bir Terazi'nin yanında herkes biraz daha duyulmuş, biraz daha hakça davranılmış hisseder. Kavga eden iki dostun arasına girip ikisine de hak verebilen, sonra da ortada bir üçüncü yol açabilen kişi odur. Yunus Emre'nin o sadeliğiyle "gelin tanış olalım" diyebilen sestir. Diğer burçlar güç gösterir, akıl verir, yol açar; Terazi ise insana en seyrek hediyeyi sunar: adaletle görülmenin huzurunu. Gürültücü bir dünyada bu huzura paha biçilmez. Onun yanından ayrılan kişi, çoğu zaman içeri girdiğinden daha hafif, daha duyulmuş çıkar.
Zayıf Yönler
Venüs'ün gölgesi karanlık değil, fazla yumuşaklıktır. Terazi'nin en pahalı zaafı kronik kararsızlıktır. Tüm tarafları gören zihin, tek bir tarafa bağlanmakta zorlanır; ve milyonlarca küçük seçimden örülü bir hayatta bu, hafif ama sürekli bir felce dönüşebilir. Menüden yemek seçmek bile bazen küçük bir varoluş sınavına döner.
İkinci zaafı, kendini silecek noktaya kadar insanları memnun etmektir. Terazi bütün hayatı boyunca uyumlu ve hoş olduğu için sevilmiştir, bu yüzden hayır demeyi bir tür ihanet gibi yaşar. Gereken çatışmadan kaçar, doğrudan konuşmanın çok daha temiz olacağı yerde pasif agresifliğe kayar. İçten içe biriken kırgınlığı, açık bir cümle yerine soğuk bir sessizlikle gösterir.
Güzellik ve statü konusunda zaman zaman maddi olabilir, insanları görünüşe göre tartan bir yüzeysellik baş gösterebilir. Çok söz verip altından kalkamadığında güveni zedeler, çünkü kimseyi kırmamak için herkese "evet" demiştir. Takdir görmediğini hissettiğinde kendine acımaya meyleder. Tehdit altında kaldığında cazibesini bir silaha çevirip ince ince yönlendirebilir.
Bütün bunların ortak kökü aynıdır: çatışmadan duyulan derin korku ve sevilmeyi kaybetme kaygısı. Terazi'nin olgunlaşması, tam da bu korkuyla yüzleşmekten geçer. Çünkü herkesi memnun etmeye çalışan, eninde sonunda kimseyi, en az da kendini memnun edemez. Bazen bir ilişkiyi kurtaran şey, kibar bir yalan değil, sevgiyle söylenmiş zor bir gerçektir.
Ünlü İsimler
Terazi, tarihe en çekici uzlaştırıcıları, estetleri ve adalet arayan ruhları armağan etmiştir. Mahatma Gandhi (2 Ekim 1869) terazinin en saf halidir: şiddete başvurmadan, sadece doğrunun ağırlığıyla bir imparatorluğu sarsan adam. Adaleti bir silah değil bir denge olarak taşıdı. Oscar Wilde (16 Ekim 1854) Terazi zarafetini ve nüktesini tanımladı; her cümlesi bir mücevher gibi tartılmıştı. John Lennon (9 Ekim 1940) bütün insanlığı tek bir kefede buluşturmaya çalıştı, tam bir yedinci ev hayali.
F. Scott Fitzgerald (24 Eylül 1896) çağının güzelliğini ve çürümesini aynı sayfada dengeledi. Brigitte Bardot (28 Eylül 1934) Venüs estetiğinin saf cazibesini perdeye taşıdı. Will Smith (25 Eylül 1968) ve Kim Kardashian (21 Ekim 1980) ilişkinin ve imajın gücünü bir kariyere çevirdiler. Eminem (17 Ekim 1972) ve Bruno Mars (8 Ekim 1985) kelimeyi ve melodiyi kuyumcu titizliğiyle tarttılar. Snoop Dogg (20 Ekim 1971) en sert sahnede bile o tuhaf Terazi sakinliğini korudu. Kate Winslet (5 Ekim 1975) ve Matt Damon (8 Ekim 1970) dengeli, ölçülü oyunculuklarıyla onlarca yıl ayakta kaldılar.
Hepsindeki ortak desen Terazi'nin imzasıdır: ya adalet için savaştılar ya kalıcı bir güzellik yarattılar, çoğu zaman ikisini birden, ve daima o karşı konulmaz çekicilikle. Hiçbiri kaba kuvvetle değil, dengeyle ve zarafetle iz bıraktı.
Arkadaşlık
Terazi dostlar, bir grubun sosyal sanatçılarıdır. Herkesin doğum gününü hatırlar, tanışması gereken iki insanı buluşturur, yıllar sonra anlatılacak yemek sofralarını kurar, bir dostluğu bitirecek kavgaya sessizce arabuluculuk eder. Bir Terazi arkadaş, bir akşam boyunca seni dünyanın en ilginç insanı gibi hissettirebilir, çünkü gerçekten merak eder.
Sadakatleri hakikidir, ama çoğu zaman Yengeç ya da Aslan sadakatinden daha sessizdir. Terazi desteğini dramatik bir savunmayla değil, ince bir uyum ve estetik bir ilgiyle gösterir. Tam ihtiyacın olduğu anda gelen o mesaj, senin aylar önce bir kez söylediğin bir şeyi hatırlayıp getirdiği o küçük hediye. Karşılığında istediği tek şey nezakette karşılıklılıktır. Cömertliği hafife alınan bir Terazi şikayet etmez, sadece yavaşça, sessizce geri çekilir. Ve çoğu zaman karşı taraf, dostunu neden kaybettiğini hiç anlamaz.
Terazi dostluğunun en derin hediyesi, insana daha yüksek bir standart armağan etmesidir. İnsanlara nasıl davranılacağını, güzel anların nasıl birlikte inşa edileceğini öğretir. Ama bu dostluğun bir de uyarısı vardır. Terazi bazen grubun uyumunu, bir dosta söylenmesi gereken zor gerçeğin önüne koyabilir. Herkes mutlu görünsün diye, aslında konuşulması gereken şeyi halının altına süpürür.
Yirmi otuz yıl süren Terazi dostlukları, tam da bu dersi öğrenmiş olanların dostluklarıdır. Uyumu korumanın bazen sessiz kalmak değil, sevgiyle ve doğru zamanda konuşmak olduğunu bilenlerin. Yunus Emre'nin dediği gibi, sevmek bir kerede bitmez; her gün yeniden, doğruyu söyleyerek tazelenir.
Aile
Aile içinde Terazi çoğu zaman barış elçisidir. İki kardeşin kavgasını yatıştıran, herkese bunun güzel bir bayram olması gerektiğini hatırlatan, sert bir babayla kırılgan bir çocuğun arasında tercüman olan kişidir. Daha küçük yaşta, sofradaki havayı dengede tutmayı kendine bir görev edinmiştir.
Bu rolün bir bedeli vardır. Terazi'nin ailedeki zaafı, çatışmadan o kadar kaçar ki bazen açıkça zararlı kalıplara bile sırf huzur bozulmasın diye katlanmasıdır. Rahatsız edici gerçeği gündeme getiren kişi olmaktansa, yıllarca yutkunmayı seçer. Oysa dürüstlük olmadan kurulan barış, barış değil bir tür bastırmadır. Halının altına süpürülmüş bir sızının üstünde gülümsemektir.
Sağlıklı Terazi aile ilişkileri, en sevgi dolu şeyin bazen herkesin kaçındığı o zor konuşmayı başlatmak olduğunu öğrenmeyi gerektirir. Çünkü gerçek uyum, sorunların yokluğu değil, sorunlarla yüzleşebilen bir sevgidir.
Ebeveyn olarak Terazi tipik olarak zarif, adil ve çocuklarının estetik ile sosyal inceliğine derinden yatırım yapan biridir. Adaleti evin içinde de gözetir: hangi çocuğa ne kadar pay düştüğünü tartar, kimsenin haksızlığa uğramamasına özen gösterir. En güzel Terazi ailesi ise dengeyi herkesi susturarak değil, herkese sırayla söz hakkı vererek kuranıdır. Tıpkı bir sofranın etrafında, her sesin duyulduğu o sıcak akşamlar gibi. O sofrada büyüyen çocuk, dünyaya adaletin mümkün olduğuna dair sarsılmaz bir inançla çıkar.
Para & Finans
Terazi'nin parayla ilişkisi güzellik ve denge ekseninde döner. Hayatını ve evini daha zarif kılan şeylere harcamaya yatkındır; bu, mütevazı bir iyileştirmeden şaşırtıcı bir savurganlığa kadar uzanabilir. Terazi nadiren cimridir, ama bir eş ya da danışman otomatik sistemler kurmasına yardım etmedikçe, nadiren disiplinli bir biriktiricidir de. Para onun için kısmen bir estetik meselesidir: içindeki bolluk hissini dışarıya yansıtmanın bir yolu.
En büyük tuzağı yaşam tarzı enflasyonudur. Gelir arttıkça standartlar daha da hızlı yükselir ve servet bir türlü birikmeden erir gider. Dışarıdan görkemli görünen, içeriden ise şaşırtıcı derecede kırılgan hayatlar böyle kurulur. Çünkü Terazi çoğu zaman bolluğun gösterisini, bolluğun kendisiyle karıştırır.
En sağlıklı Terazi parası, güzellik sevgisini açık ve uzun vadeli bir planla evlendirir. Her gelirin bir yüzdesi, daha güzel hayata harcanabilir hale gelmeden önce, görünmez bir şekilde kenara ayrılır. Mevsimleri tanıyan bir çiftçi gibi: hasadın tamamı bugün yenmez, bir kısmı kışa, bir kısmı tohuma saklanır. Cömertlik için ise ayrı bir kese tutulur, çünkü Terazi'nin verme arzusu öldürülmemeli, sadece kanala alınmalıdır.
Terazi girişimcileri çoğu zaman doğal zevkin ürünün kendisi olduğu alanlarda, lüks, tasarım ve hizmet işlerinde başarılı olur. Ama tek bir kuralı öğrenmek zorundadır: şirketin kasası ile kendi cüzdanı aynı şey değildir. O sınır bulandığında, en zarif yapı bile tek bir kötü mevsimden çöküşe açık hale gelir.
Manevi Yol
Terazi'nin manevi yolu estetik ve ilişkiseldir. İlahi olanı en açık biçimde güzel bir sanat eserinde, uyumlu bir müzikte, anlamlı bir ritüelde ve derin bir birebir bağda deneyimler. Onun için güzellik, Tanrı'ya açılan bir kapıdır; ortaklık ise kutsal bir pratik. Zıtlıklar arasındaki dengeyi olgunluk sayan geleneklere doğal olarak çekilir: Sufi şiiri, Taoizm, çay seremonisinin sessiz inceliği, kutsal birlikteliği onurlandıran yollar.
Mevlana'nın sema dönüşü tam bir Terazi imgesidir: bir el yukarı, gökten alan; bir el aşağı, yere veren; ve ortada, kusursuz bir denge içinde dönen beden. Terazi de hayatı böyle yaşamak ister, almakla vermenin tam ortasında, ne fazla eğilerek ne fazla dikleşerek.
Terazi'nin manevi takıldığı yer ise inceliklidir: estetiği özden ayırt edememek. Güzel bir sunak, disiplinli bir pratikle aynı şey değildir. Terazi bazen ibadetin güzelliğine o kadar kapılır ki, ibadetin kendisini ihmal eder. Süslü bir form kurar ama içini doldurmayı erteler.
Çığır açan an, Terazi günlük bir manevi alışkanlığa, güzel olmasa bile, hatta sıkıcı olsa bile bağlandığında gelir. İşte o zaman, formun altında bekleyen daha derin bir güzelliği keşfeder. Yunus Emre'nin sade dili gibi: süs yok, gösteriş yok, ama her kelimede tartılmış bir hakikat var. Terazi'nin gerçek dengesi, kefeleri sonsuza dek ayarlamakta değil, bir an için elini bırakıp "yeter, bu kadar doğru" diyebilmekte saklıdır.
Hayat Zorlukları
Terazi'nin merkezi zorluğu, kendini ifade etmek ile kendini kaybetmek arasındaki o ince çizgidir. Sağlıklı Terazi, başkalarıyla bağ kurarken kendi sesini de korur. Yaralı Terazi ise ilişkinin içinde öyle erir ki, bir gün artık ne istediğini bilemez hale gelir. "Sen neyi seversen" diye diye kendi sevdiklerini unutur.
İkinci zorluğu kararlılıktır. Tüm tarafları gören aynı zihin, bir tarafa bağlanamayan zihindir; ve hayat sonsuz küçük seçimlerden örülüdür. Terazi bu yüzden kronik bir tereddütle yaşar, mükemmel kararı beklerken anı kaçırır.
Üçüncüsü, insanları memnun etme alışkanlığıdır. Terazi tüm ömrü boyunca uyumlu olduğu için ödüllendirilmiştir; bu kalıbı kırmak, ara sıra sevilmemenin verdiği rahatsızlığa katlanmayı gerektirir. Bu, Terazi için fiziksel bir acı kadar gerçektir.
Bütün bunların altında kozmik bir eksen yatar. Terazi, tam karşısında duran Koç'un aynasıdır. Koç saf "ben"dir; ilk hamleyi yapan, kendi istediğini hiç tartmadan söyleyen ateş. Terazi ise "biz"dir; daima ötekini hesaba katan hava. Terazi'nin ömür boyu süren büyüme kenarı, o "biz"in içinde kendi "ben"ini bulmaktır. Koç'tan öğrenmesi gereken ders şudur: bir kez, kimseye sormadan, tartmadan, sadece kendi yüreğinin sesiyle "ben bunu istiyorum" diyebilmek. Bu bencillik değildir. Dengenin var olabilmesi için önce bir kefede senin de bir ağırlığın olması gerekir. Boş bir kefe hiçbir şeyi tartamaz.
Bütün bu zorlukların panzehiri tek bir alışkanlıktır, ve Terazi'yi en çok korkutan da odur: yalnız kalmak. Kimsenin onayı olmadan, kimsenin sesi araya girmeden, kendi sesini duyabileceği bir günlük tutma ya da sessiz bir yalnızlık. Terazi orada, hiç kimse bakmazken bile var olmaya devam ettiğini keşfeder. Asıl dengeyi veren şey hiçbir zaman karşıdaki kefe değildi; senin kendi ağırlığındı.
Ömür Boyu Öğüt
Eğer bir Terazi isen, ömür boyu sürecek işin tek kelimeyle özetlenebilir: seç. Eşi seç, kariyeri seç, şehri seç, dostu seç, yemeği seç, ve sonra seçimin sonuçlarıyla, sonsuza dek geri dönüp ikinci kez tartmadan yaşa. Verdiğin her karar başka kapıları kapatır, ve bu kapanış bir başarısızlık değil, bir hayata sahip olmanın bedelidir. Tüm tarafları görme hediyen, seçimlerine hizmet etmek içindir, onların yerine geçmek için değil.
İçindeki terazinin sonsuza dek titremesi gerekmediğini öğren. Bir noktada elini kefeden çek ve "yeter, doğru olan bu" de. Zor olanı nazikçe söyle, sonra gerekirse bir kez daha söyle. O çizgiyi tut, seni geçici olarak sevilmeyen biri yapsa bile; çünkü herkesi memnun etmeye çalışan, eninde sonunda kendine ihanet eder.
Seni en küçük, en gösterişsiz halinle, hiçbir performans sergilemeden seven insanları seç. Kalabalığın alkışından önce o birkaç kişiyi. Çünkü asıl onlar, cazibenin tükendiği günlerde yanında kalacak olanlar.
Ve şunu hiç unutma: taşıdığın terazi seni sonsuza kadar dengelemekle görevlendirmedi. O terazi, adaletin yaşadığı noktayı bulman ve sonra orada durman için verildi sana. Rüzgar seni devirmeye çalışsa bile. Mevlana'nın o sözünü kendine sakla: yaralı yerinden ışık girer. Senin kararsızlığın da, herkesi memnun etme çaban da bir yara değil, içine ışığın sızdığı o aralıktır. Oradan gir kendi içine. Daha az tart, daha çok dur. Dünya yine senin dengeni arayacak, çünkü sen denge ne demek bilen ender insanlardan birisin. Ama önce kendi kefene bir avuç kendini koy.